Okuma Etkinliği #3 - Romantik Oyun 4.Gün | Yazar ve Karakterler ile Röportaj

Kübra | 3/19/2015 |

Etkinliğimizin son gününde kitabımızın yazarı Elif Yılmaz ile harika bir röportaj yaptım.Aynı zamanda size sürpriz yapmak istiyordum ama dayanamayacağım söyleyeceğim. :D
Yazarımız ile röportajımızdan sonra karakterlere de sorular sordum ve muhteşem cevaplar aldım.Hem yazarımızın hemde karakterlerimizin cevaplarını keyifle okudum ben,umarım sizde aynı keyfi alırsınız.
Ve bu arada hem yazarımızın hem de karakterlerimizin ilk röportajını ben yaptım oldum,yuppi!!!!
Aynı zamanda yazarın ilk kitabını ve imzasını da fuarda ben almıştım. :D


Öncelikle röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim. :)

Rica ederim .:) Her zaman gelin, canınız ne isterse sorun bana :D Kapım hep açık :P

1.Elif Yılmaz kimdir, kendinizi kısaca tanıtabilir misiniz?

Elif Yılmaz kimdir? Bu soruyu ilk kendime sormam lazım sanırım… Ben kendimi sınır tanımaz bir hayalperest olarak tanımlıyorum genellikle. Bu daha küçük bir çocuk olduğum günden beri böyleydi. Elif Yılmaz bir hayalperest ama idealleri olan ve hep hayallerinin peşinden koşan bir hayalperest… Onun dışında sıradan bir kızım. Üniversite öğrencisiyim. İngiliz Dili ve Edebiyatı okuyorum. Hep okuyup, hem yazıp, hem de İngilizce konuşabileceğim başka bir bölüm açılırsa, onu da okuyacağım :D Ankara’da doğdum büyüdüm. Yarı Mardinli, yarı Giresunlu, çok alakasız memleketlerin insanları olan bir anne babanın en büyük kızıyım. Daha başka ne söyleyebilirim kendim hakkında… İnan hiç bilmiyorum :D En iyisi diğer sorulara geçmek.

2.Yazmaya ne zaman ve nasıl başladınız?

Dediğim gibi, ben çocukluğumdan beri hep hayalperest bir kişiliğe sahip oldum. Zor bir ilkokul dönemi geçirdim. Sekizinci sınıftan mezun olduğumda sadece bir arkadaşım vardı ve o yaşta biri için yalnız kalmak hayata karşı çok farklı bir bakış açısı ile bakmak demek. Benim hayallerimin içinde kaybolacak ve insanları analiz edecek çok zamanım oldu. Çocukluk arkadaşım ve ben, hayallerimizi birbirimizle paylaşmaktan çekinmezdik. Ailemde asla hayallerimin önüne geçmedi ve ben liseye geçtiğimde, bir şekilde kafamda kurduğum tüm bu ilginç kurguları insanlarla paylaşmam gerektiğini biliyordum. En yakın arkadaşım benden daha uzun süredir yazıyordu ve bir gün bana ‘neden sen de internette yazmıyorsun?’ dedi. Ben de ‘neden olmasın?’ diye düşündüm. O şekilde internette farklı sayfalarda yazmaya başladım. İlk hikayelerim oldukça amatördü ama yazabilmek ve yazılarımı birileriyle paylaşabilmek rahatlatıcıydı. Bu yüzden hiç vazgeçmedim ve bugünlere kadar geldim.

3. İlk kitabınızın çıktığı şu günlerde neler hissediyordunuz? Kitabın basım süreci nasıldı?

Kitabı yazmaktan daha zor… Zordu çünkü ben kesinlikle sabırlı bir insan değilim. Tahmin edersin ki kitap basım süreci oldukça uzun ve bu bekleyiş benim gerçekten dayanılmazdı. Çoğu zaman heyecandan ve mutluluktan nedensiz yere bir anda gülmeye başlıyordum ve insanlar bana çok sık ‘bu kızın nesi var?’ bakışları attı bu dönemde. Heyecanlı ve mutluyum. Açıkçası kitabın basılı halini elime alana kadar inanamamıştım gerçek olduğuna. Bu kitapla birlikte gerçek anlamda bu hayatta kim olduğumu buldum. Şimdi insanların bana şaşkın bakışlarının, gelen tebriklerin tadını çıkarıyorum. Çünkü tüm bunlar bana bir şekilde ilham oluyor. Bana, ‘bunu sen mi yazdın yani?’ diye soran insanlar oluyor ve ben de en az onlar kadar şaşırıyorum. Gerçekten de bu kitabı ben yazdım.

4. İlk zamanlar zorluk çektiğiniz anlar oldu mu?

Yazarken mi? Elbette oldu. Bir kere bir hikâyenin iskeleti nasıl oluşur, karakterler nasıl tasvir edilir, betimleme nasıl yapılır, hangi imla kurallarına uyulmalıdır gibi gibi bir sürü sorun çıktı karşıma. Yazar olmak demek, mükemmel bir dil bilgisine sahip olmak demek değil bence. Benim İngilizce dil bilgim daha iyi ve hala Türkçe dil bilgisinde sıkıntılarım var. O zaman yazar değil miyim? Zamanla tüm bu sorunları aştım tabi. Hikayelerimi okuyup, yorum yapan, bana önerilerde bulunan arkadaşlarım vardı. Ve yazarken aslında kim olduğumu keşfediyordum ve bu bile, tüm o zorlukların silini gitmesi için yeterli oldu.

5. Yeni çıkan kitabınız Romantik Oyun hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?

Ben bir hikaye fikri bulduğum zaman ilk önce iskeletini hazırlar, sonra tanıtımını yazarım. Böyle bir sürü yazılmayı bekleyen hikayem var. Romantik Oyun da onlardan biriydi. O zamanlar bu kitabın fikri ile bir de Işık adlı hikayemin taslağı elimdeydi ve tanıtımlarını hazırlayıp en yakın arkadaşıma gönderdim. O da bana bu hikayenin daha eğlenceli olduğunu söyledi ve yazmaya başladım. İlk adım Romantizm Oyunları’ydı. Ve hikayenin ilk hali ile kitap gerçekten farklı. Çünkü ben kitabı en baştan yazdım. Mesela ilk versiyonunda Chris ve Sienna birlikteydi ama sonradan bu bana o kadar da iyi bir fikir gibi gelmedi. Daha sonra adı Romantizm Oyunu oldu ve ben bunu üç kitaplık bir seri yaptım ama sonra seriyi parçaladım… Böyle karışık şeyler işte :D Ama bu kitapla ilgili en büyük şansım, Tina için ilham alabileceğim birinin etrafımda olmasıydı. Tina’nın aslında yaşayan bir insan olduğunu söylesem? Tüm o komik hakaretler, saçma espriler vs. benim lise yıllarımı duyarak geçirdiğim sözler. Bu hikayeyi yazmamı söyleyen en yakın arkadaşımdan esinlendim Tina’yı ve kitabı yazarken ona mesaj atıp, ‘burada nasıl hakaret etsin?’ dediğim bile oldu. Ama maalesef Steven tek ve başka eşi yok... Sonuçta hikayenin ilk hali çok sevildi ve ben de ilk kitabım bu olsun istedim. Kısa demiştin ama ben baya uzun bir açıklama yaptım sanırım :D

6. Yazarken sizi çok zorlayan, üzerinde defalarca düşündüğünüz bir karakter var mı? Eğer varsa hangisi ve neden?

Hmm… Romantik Oyun’da yok… Sanırım hiçbir hikayemde yok. Neden bilmiyorum ama benim için karakterleri yazmak hiç zor olmadı. Onların tasvirleri hep kendiliğinden geldi. Ben esas sıkıntıyı olaylarda yaşıyorum sanırım. Bazen bir olayı yazabilmek için günlerce düşündüğüm, silip baştan yazdığım oluyor. İçime sinene kadar uğraşıyorum üzerinde.

7.Bir kitabı/hikayeyi yazma süreciniz nasıl gelişiyor? Yazmaya başlamadan önce araştırma yapıyor musunuz?

Daha önceki sorulardan birinde söylediğim gibi, ben ilk iskeleti oluştururum. Kurgu kafamda canlanır canlanmaz ilk işim karakterlere ve hikayeye isim bulmak olur. Bu ikisi olmadan kesinlikle yazamıyorum. Daha sonra kurguyu kısaca bir kağıda yazar ve mutlaka ekleyeceğim şeyleri, izlemeyi düşündüğüm olay örgüsünü not alırım ve gerekirse araştırma yaparım elbette. Ama mutlaka isim araştırıyorum. O artık kaçınılmaz. Çünkü karakterlere ve hikayeye isim bulmak, benim için işin en zor kısmı.

8.Bir yazar olmanın yanında aynı zamanda bir bloggersınız. Blog açma fikri nasıl ortaya çıktı? Blogunuzu ilk açtığınızda başarılı bir blogger olacağını tahmin ediyor muydunuz?

Başarılı bir bloggerı olduğuma inanmak hala güç :D Başarılı değil de tanınan demek daha doğru belki de. O kadar başarılı mıyım sahi? Ben lise sonda ailemin karşısına çıktım ve ‘üniversiteye bu yıl gitmeyeceğim!’ dedim. Onlarda, ‘peki,’ dediler. Ama herkes sınıfta harıl harıl test çözerken benim bir şey yapmam lazımdı. İtiraf ediyorum lise sondan önce şimdiki kadar çok kitap okumazdım. O yıl bir arkadaşımın önerdiği bir kitap ile başladım ve zamanım çok hızlı aktığını fark ettim. Herkes test çözerken ben okudum. İngilizce okumayı da denedim o dönemlerde ve hoşuma gitti. Okullar kapanınca kitap bloglarını yeni keşfetmiştim ve kendi kendime bunu yapmanın ne kadar eğlenceli olacağını düşündüm. O yaz okuduğum tüm kitaplar için bir deftere tuttuğum notları açtığım bloğa geçirerek başladım ve şimdi buradayım. Açıkçası bunun geleceğim içinde iyi olduğunu düşündüm açarken. Bir şekilde kariyerime yayıncılıkta devam etmek istiyorum. Çevirmen, editör ya da başka herhangi bir şey… Ama bloggerı olmanın bana ihtiyacım olan çevreyi edinmem için yardımcı olacağını en başından beri biliyordum. Aslında bu oldukça zekice bir adımdı benim için. Bir nebi iş gibi…

9.Daha önce hikayelerinizi takip etmeyen ve Romantik Oyun kitabını okuduktan sonra sizi takibe alan benim gibi okurlar için şu anda yayınladığınız hikaye/hikayeler hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?

Şu anda sadece bir hikaye yayınlıyorum. Daha önce fantastik, romantik ve aksiyon türünde hikayeler yazdım. Özellikle Ölüm Meleği, Evlilik Oyunu ve Karanlık Sırlar çok sevildi. Karanlık Sırlar’da kitap olacaklar arasında. Sırasını bekliyor… Şu anda Dünya Bir Oyun Sahnesi adlı bir hikaye yazıyorum. Ana kahramanımız Mete, ünlü bir oyuncu ve dünyası gerçekten de bir oyun sahnesi. Kaderin ona verdiği rolü oynamaktansa, ajansının eline tutuşturduğu senaryoya göre yaşıyor. Ancak bir gün karşısına, dik başlı, baş belası, huysuz bir kız çıkıyor ve ona sunulan tüm senaryolar anlamsız kalıyor. İlk kez kendi hayatının yönetmen koltuğuna oturuyor ve kısa süre için de olsa, bunun tadını çıkarmak istiyor. Ama hayat her zaman bizim istediğimiz yönde ilerlemiyor maalesef…

10. Şu anda üzerinde çalıştığınız kitabınız hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?

Şu an üzerinde çalıştığım kitap yakın gelecekte sizlerle buluşacak gibi değil ama evet biraz bahsedebilirim. Biz hep masallarda, prensesi karanlıktan kurtaran yakışıklı prensin hikayesini okuduk. Yakışıklı prens gelir, prensesi kurtarır ve aşık olurlar. Peki, kurtarılması gereken prenses değil de aşk olsaydı? Prensesi kurtarıp, aşka sahip olmak yerine, aşkı kurtarıp, prensese ancak o şekilde ulaşabilecek olsaydı prens, ne olurdu? Değişik bir tanım oldu ama biz yazarlar ser verip sır vermemeyi pek seviyoruz :D Bu sefer Türk karakterlerle yazıyorum ve sonunda inat etmeyi bırakıp, kendi şehrimde bir şeyler yazmaya başladım. Özellikle İstanbul’u yazmak benim için çok zor çünkü.

11. Bir gün kitap çıkarma hayalleri olan hikaye yazarlarına söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Sadece hayal etmek yeterli değil… Hayalleriniz için çalışmadığınız sürece onlar sadece havada uçuşan fikirler olarak kalır. Bu iş cesaret işi. Tanınmak ya da para kazanmak için yazılmaz kitap bana göre. Ben sadece hayallerimi, kitap kokusunu içime çeke çeke yaşamak istedim ve bunun için çalıştım. Beni ne mutlu edecekse onu yaptım. Onlar da bunu yapsınlar. Sadece mutlu olmak için yaşasınlar.

12. Son olarak “Elif Yılmaz” okuyucularına neler söylemek istersiniz?

Hepsini kocaman kocaman öpüyorum. Her biri ayrı ayrı çok ama çok değerli benim için. Onlar olmasa bu kadar cesurca bir adım atıp, hikayeyi kitap haline getiremezdim sanırım. Beni yüreklendiriyorlar ve benim için kocaman bir aile gibi oldular. Umarım hepsiyle bir gün tek tek tanışırım.





Ve röportajı bitirmeden önce karakterlere de birer tane sorum var. Umarım cevaplarlar. :D


Steven: Tina’yı ilk gördüğün zamandan beri aşıksın. Senin ki ilk görüşte aşk ama neden aşkını daha önce itiraf etmedin? Eğer bu romantik oyuna başlamasaydınız Tina’ya aşkını hiç itiraf etmeyecek miydin?

Belki… Açıkçası bunun cevabını hiç bilmiyorum. Tina’yı neredeyse kendimi bildim bileli tanıyorum ama neye nasıl tepki vereceğini kestirmek gerçekten güç. Biraz dengesiz… Ama tabi can güvenliğim için bunu duymasa iyi olur. Asıl sorun şu ki, benim için onun hayatımda hangi sıfatla bulunduğu önemli değildi. Sadece hayatımda olması yeterliydi. Onu her gün görmek ve en içten gülüşlerine şahit olmak her şeye bedeldi. Aşkımı bir ömür içimde saklamam gerekse bile, onun tek bir gülümsemesini bile kaybetmemek için bunu yapabilirdim.

Tina: Steven’a aşık olduğunu ve onun da sana olan aşkını sonunda kabullendin. Bundan sonra sizi nasıl bir gelecek bekliyor?

Steven’a sorarsanız, iki yıl içinde grup kurup, üç yıl içinde Grammy’e aday gösterileceğiz. Bana sorarsanız Steven sersemin teki. Biz asla grup olmayacağız. Zaferlerimi tercihen tek başıma sırtlanıyorum. Böylesi daha zevkli… Ama bizi elbette birlikte bir gelecek bekliyor. Bunun aksini hiç düşünmedim. Yirmi dört… Pardon, yirmi beş gitarlı, süslü sersemin teki olabilir ama benim için aldığım nefes kadar değerli. Hayatım boyunca attığım her adımda yanımda olacak ve gerisi hiç önemli değil. Sadece hep elimi tutacağını bilmek istiyorum.

Christopher: Neden gördüğün ilk andan beri Liz’e sataşıp duruyorsun? Çok merak ediyorum. :D

Ben ona sataşmıyorum. Önce bu konuda bir anlaşalım. O ufaklık kendi kaşınıyor. Tehlike anında dikenlerini bırakan bir kirpi gibi… Hoşuna gitmeyen bir şey olduğu zaman hemen inatlaşıyor. Ne olmuş ona ufaklık dediysem? En azından yalan söylemiyorum. Nedenine gelecek olursak… Bir nedeni yok sanırım. Sataşmaya çok müsait görünüyor gözüme. Pekâlâ, ağzımdan, şimdilik, daha fazla laf alamazsın.

Liz: Steven’ın sana geçen sene söylediği sırrı nasıl söylediğini okuyamadık maalesef, bununla ilgili bizi biraz bilgilendirebilir misin?

Sevgililer Günü’ne bir hafta kalmıştı ve Steven takım arkadaşlarından biri, ona Tina’ya çıkma teklifi etmek istediğini söyledi. Hem de Sevgililer Günü’nde! Steven tam anlamıyla delirdi ve Tina’ya göz ucuyla bile bakarsa burnunu kıracağını söyledi. Aslında, bekleyip onun Tina’ya çıkma teklifi etmesine izin vermeliydi. Tina zaten Sevgililer Günü’nde çıkma teklifi klişesini ona yaşattığı için o sersemin canını fena halde yakardı. Ama işte Steven kendini tutamadı… Ben de ona derdinin ne olduğunu sordum. O da bana Tina’yı ondan başka kimsenin sevmesine izin vermediğini söyledi. İzin vermiyormuş! Bazen o egoyla nasıl yaşadığını merak ediyorum. Sonuçta bir anda ağzından kaçmıştı bu bilgi ve bende ömür boyu saklayacağıma söz verdim.

Sienna: Sence sevgili yazarımız sana da Tina ve Liz gibi mutlu bir son yazacak mı? (Bunu sormazsam olmazdı. :D )

Bunu yazara sorsak daha iyi olur aslında… Benim için ayrı bir kitap olur mu bilmem ama ikinci kitapta hayatımda neler olduğunu kısaca öğrenebiliriz belki… Şimdilik ben de özel hayatım hakkında konuşmak istemiyorum. Ama tabi yazar sırlarımı ortaya dökmek isterse ona karışamam…


Bu harika röportaj için bir kez daha Elif Yılmaz'a teşekkür ederim. :)

4 yorum:

  1. Ben seni mimlediğimi söylemiş miydim? :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öğrenmiş oldum şimdi. :D
      Eğer bir asilik olmazsa yarın vlog çekmeyi düşünüyorum. :D

      Sil
    2. Ayy cok sevindim. Cek cek bende izlyleyeyim. Vlog izlemesi keyifli oluyor. :D

      Sil
    3. Bir haftalığına evde yalnızım o yüzden fırsat bu fırsat bir sürü vlog çekeceğim,tabi inş. yine bir sorun çıkmaz son anda. :D

      Sil

Copyright 2013 © BİR OTAKUNUN DÜNYASI

BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI